Baş Ağrısının Nedenleri, Baş Ağrısı
 

Bu terim, alışılagelmiş olarak baş-yüz ağrılarından söz etmek için kullanılır. Başlarındaki ağrıdan yakınan hastaların sayısı son derece çoktur. En geniş anlamıyla baş ağrısı yalın, ama değerli bir belirtidir; tekrarlaması hastayı çok rahatsız etmekle birlikte gerçek bir tehlike taşımayabilir; yalın olmasına, bazı kişilerce önemsenmemesine karşılık da, ciddi bir hastalığın yalın bir belirtisini oluşturabilir. Bu nedenle hekim, muayenesini yönlendirmek ve uygun tamamlayıcı muayenelere baş vurmak için, bu ağrıları tanımlayan ve eşlik eden bütün öğeleri bilmelidir.

BİR HASTALIĞIN SONUCU OLAN İKİNCİL BAŞ AĞRILARI

Genel nedenli baş ağrıları

Baş ağrıları bir atardamar yüksek basıncını açığa çıkarabilirler; bu durumda sabahları görülürler, özellikle başın arkasında, ensededirler ve zonklayıcıdırlar; bulantılar ve baş dönmesi, yorgunluk, kas krampları, gözler önünde sinek uçuşur gibi siyah lekelerle birliktedirler. Ayrıca, bir şeker hastalığının belirtisi de olabilirler; bu durumda hasta çok su içer ve çok işer; yorgunluğu süreklidir.

Kafa travmaları nedenli baş ağrıları

Kafa travması geçirmiş kişilerde, sürekli olarak başta ağırlık ya da boşluk duyumuyla giden az şiddetli baş ağrılarına rastlanır. Ancak bazen, sinirli bir hastada çok abartmalı bir görünüm alabilirler. Çoğunlukla iş ve trafik kazaları söz konusu olduğundan, hasta bu durumdan bütün ikincil yararları sağlamaya çalışır.

Sinüs iltihabı nedenli baş ağrıları

İvegen ya da süreğendirler ve çok sık rastlanırlar; alnın alt bölümlerinde çizgi biçiminde ağrı, üst çeneye ya da göz çukuru altına bası yapılınca ağrı, sinüs iltihabını akla getirmektedir. Kulak ağrıları, ivegen ya da süreğen bir kulak iltihabını düşündürürler.- Ayrıca, bazen dişler de Çakıl dişi, diş çürükleri, gömülü kalmış dişler) baş ağrısına yol açabilirler.

Göz nedenli baş ağrıları

Bir glokom (göz içi yüksek basıncı) olasılığı dışında, özellikle çocuklarda, çoğunlukla, uygun camlarla düzeltilmesi gereken görme bozuklukları söz konusudur; gün bitiminde ya da gözün uyum çabaları sonrasında alında ve göz ardında ortaya çıkan baş ağrıları, göz bozukluklarını akla getirmelidir.

Sinirsel baş ağrıları

Bir kafa içi uru tek ya da iki yanlı baş ağrılarıyla belirti verebilir; ağrılar kusmalarla birlikte olduklarında, hemen ur akla gelmelidir. Bu ağrıların tekrarından kaygılanmak için olayın evrimini (bilinç bozuklukları, çırpınmalar) beklememek gerekir. Baş ağrısı, beyin zarları sendromunu da bir bölümünü oluşturur; bu durumda sert olan ensede yerleşir ve gene çoğunlukla kusmalarla birliktedir.

Bir kafa travmasını izleyen saatlerde açığa çıkan şiddetli bir baş ağrısı, hemen hastaneye başvurmayı gerektiren kafa içi kan toplanmasını düşündürtmelidir.

BİRİNCİL BAŞ AĞRILARI

Ruhsal gerilime bağlı baş ağrıları

Yaşama ve çalışma koşullarına katlanamayan kişilerde sık rastlanırlar. Daha çok dinlence günlerinde belirirler ve bir ruhsal çöküntü durumuyla, cesaretsizlikle, verim azalmasıyla birliktedirler; bütün bu belirtiler uykusuzlukla şiddetlenir. O zaman gerçek bir kısır döngü oluşur ve mutlaka yeterli bir süre dinlenmeyi gerektirir.

Yarını baş ağrıları

Tanımlanmaları zordur; gelişmekte olan bir kafa-yüz bozunu dışında, apansızın ya da şiddetli biçimde açığa çıkan ve nöbetler arasında bütünüyle yiten ağrılardır. Ruhsal-işlevsel bir hastalık olan yarım baş ağrısının, çoğunlukla ailesel olması belirgin bir özelliktir; hastalıkta kalıtım, kuşkulu ye aşırı heyecanlı bir mizaç ve sejnpatikparasempatik sistemler arasındaki dengesizlik bir arada rol oynar. Yarım baş ağrısının mekanizması, genellikle dış şahdamarı bölgesine, bazen de öteki kafa atardamarları bölgelerine uyan bir damar daralması ve genişlemesi nöbetine bağlıdır.

Hastalığı başlatıcı birçok etken vardır; bütün ruhsal ve fizik saldırılar bir yarım baş ağrısı nöbetine yol açabilir; hastaların yaklaşık yüzde 10′unda bir alerji etmeni, ayrıca âdet dönemleri, gebelik gibi bir hormon dengesizliği, kan şekeri düşüklüğü, atardamar yüksek basıncı gibi bir metabolizma dengesizliği açığa çıkarılabilir. Bütün yarım baş ağrılarında, düzenli olarak sinsi bir kafa içi uru olasılığı araştırılmalıdır.

Klinik belirtiler

Gerçek yarım baş ağrısı son derece niteleyicidir: Çoğunlukla kafanın yalnızca bir yanını etkiler (ama her zaman aynı yanda değildir); sabah uyanınca başlar, şiddetlidir; zonklayıcıdır, dayanılmaz nöbetlerle sürer. Nöbet birkaç saatte ya da akşam olunca, çoğunlukla bir yemekten sonra geçebilir ve ertesi gün, hattâ daha ertesi gün yeniden başlayabilir. Işık, ağrıyı şiddetlendirir. Hasta soluktur; sindirim bozuklukları, bulantılar ve kusmalardan yakınır.

Nöbet sırasında yarım baş ağrısına başka belirtiler de eşlik edebilir. Söz konusu belirtiler arasında görme alanı bozuklukları (yarım görmeme, skotom) ya da konuşma bozuklukları, felç ya da duyu bozuklukları, duyu yitimleri gibi sinirsel bozukluklar sayılabilir; tümü gelip geçicidir.

Tamamlayıcı muayeneler

Olası bir nedenin araştırılması için, düzenli olarak bir bilanço çıkarmak gerekir. Kafa röntgeni çekilmeli, göz dibi incelenmeli, beyin elektrosu alınmalı, kan şekeri ve kan kalsiyumu ölçümleri için kan alınmalı, sidik incelemesi yapılmalıdır. Çoğunlukla bu bilanço olumlu bir sonuç vermez. O zaman sorgu, hekimi her hasta için bazı özel incelemeler istemeye yöneltecektir (birlikte bulunan iç-salgı bozukluğu; yumurta, çikolata alerjisi; v.b.).

Yarım baş ağrısının evrimi hastadan hastaya değişir.

Bazı hastalar çok sık, ayda birçok kez, bazılarıysa çok ender nöbet geçirir.

Nöbetlerin sıklığı, sözgelimi tatile çıkış ya da tatilden dönüş gibi yaşama değişiklikleriyle ya da hastanın ruhsal sorunları olduğu dönemlerde artar.

Ayırıcı teşhis

Bir yarım baş ağrısının yol açabileceği tek sorun, özel tedavi gerektirecek kesin bir nedenin elenmesidir. Ayrıca, gerçek birincil yarım baş ağrısını, ivegen ya da süreğen sinüs iltihabına, kulak iltihabına, glokoma, yüz ya da boyun sinirleri ağrılarına, beyin zarları sendromuna, yeni ya da eski bir kafa travmasına, gelişmekte olan bir kafa içi ura bağlı baş ağrılarından ayırt etmek gerekir.

Hastalığın öteki biçimleri

Özellikle «sindirim sistemi yarım baş ağrıları» söz konusudur; hastalar, yukarda tanımlanan baş ağrılarının yanı sıra, nöbet biçiminde apansızın ve tekrarlayan sindirim bozuklukları gösterirler; bu bozukluklar kusmalar, karın ağrısı nöbetleri ya da-alışılagelmiş adıyla «karaciğer nöbetleredir. Hastanın muayenesinde hiç bir şey bulunmaz ve kasınma giderici ilaçların hiç bir etkisi yoktur. Çok sık rastlanan bu bozukluklar, aslında birlikte oldukları yarım baş ağrısıyla aynı mekanizmaya uyan özerk sinir sistemi bozukluklarıdır.

Çocuklarda yarım baş ağrılarına sık rastlanır, erişkin yarım baş ağrısı hastalarının yüzde 50’si, çocukluklarında yarım baş ağrısı nöbetleri geçirmişlerdir. 10-12 yaşlarındaki her 20 çocuktan l’i yarım baş ağrısı hastasıdır. BUj özellikle okul etkinliği dönemlerinin bir hastalığıdır; çünkü yarım baş ağrısı nöbetleri çekeri çocukların çoğu, tatil günleri boyunca ağrılardan yakınmaz. Baş ağrılarının yanı-sıra, oldukça sık olarak kusmalı sindirim biçimlerine rastlanır.

Tedavi

3 çeşit yarım baş ağrısı vardır: Yalnızca yatıştırıcı ilaçlara yanıt verenler; yalnızca barbitürik asit türevleriyle geçenler; yalnızca çavdar mahmuzu türevlerine (dihidroergotamin) yanıt verenler. Aslında, nöbet tedavisini, nöbetlerin sık olduğu durumlarda önleyici olarak uygulanan temel tedaviden ayırt etmek gerekir. Temel tedavide, hastalığı başlatma olasılığı taşıyan alerji, sindirim, metabolizma etmenlerini ortadan kaldırmak ve huzursuzluğu gidererek, ailesel, mesleksel, okulla ilgili sorunları çözerek ruhsal durumu iyileştirmek söz konusudur. Nöbetler dayanılmaz oldukları için, hasta her şeyden önce hastalığının kötücül bir hastalık olmadığına inandırılmalıdır.

Kesin olarak 2 biçim ayırt edilir: Bilinen bir nedene bağlı ikincil üçüz sinir ağrısı; belirtileri niteleyici, ama nedeni belli olmayan üçüz sinir ağrısı.

İkincil üçüz sinir ağrısı

Hasta, yüzünde kendiliğinden nöbetler biçiminde ortaya çıkan ağrılardan yakınır; ama nöbetler arasında kesinlikle ağrısız dönemler vardır. Klinik muayene, ağrıya uyan alanda göz saydam-tabaka refleksinin yitmesi, deri duyarlığının yitmesi, çiğneme kaslarının felci gibi sinirsel bir bozukluk ortaya koyar. Neden olan bozun dişle (granülom, gömülü kalmış akıl dişi), sinüslerle (süreğen sinüs iltihabı) gözle (glokom, göz yuvannın girişimle çıkarılması), kulakla ilgili olabilir. Ama sinirin kafa içindeki yolu üstünde bir ur, mültiplskleroz, soğan iliği etkileyen sirengomiyeli gibi bir bozun da söz konusu olabilir.

Nedeni belli olmayan üçüz sinir ağrısı

«Ağrılı yüz tiki» diye adlandırılır. Tek yanlı, çok şiddetli, dayanılmaz bir ağrıdır; bir elektrik boşalımı gibi apansızın başlar, bir şimşek çakması kadar sürer ve salvolar biçiminde birçok kez tekrarlar. Ağrı çoğunlukla, üçüz sinirin bir dalına uyan bölgeyle sınırlıdır. «Tetik» denen bir bölgenin uyarılmasıyla ağrı belirir; bu bölgeye hafifçe dokunmak (parmak, besin maddesi, traş makinası, tarak) bir nöbeti başlatmaya yeterlidir. Ağrı, yüzün yarısının buruşma biçiminde kasılması ve büyük bir huzursuzlukla birliktedir; hasta ağrılı bölgeyi kuvvetle sıkar.

Nöbetler arasında kesin iyileşme dönemleri vardır. Klinik muayene hiç bir sonuç vermez. Bu biçime her zaman 40 yaşını aşkın kişilerde rastlanır. Nedeni araştırmaya yönelik bütün tamamlayıcı muayeneler normaldir.

ÜÇÜZ SİNİR AĞRISI

Üçüz sinir, yüzün bir yarısının yüzeysel duyarlığını denetler. Üst dalı alnı, üst gözkapağını, göz saydam tabakasını, burnu sinirlendirir. «Üçüz, sinir ağrısı» ya da «yüz ağrısı» diye tanımlanan

Hastalığın ciddiliği ağrılı nöbetlerin tekrarlama sıklığındadır. Bazı hastalarda nöbetler çok sıklaşır ve hastanın genel ruhsal durumuna yansırlar.

AYIRICI TEŞHİS

İkincil üçüz sinir ağrısı için ayırıcı teşhis sorunu pek yoktur. Yalnızca dil-yutak sinirinin (9. kafa sinirleri çifti) ağrısıyla karıştırılabilir; ama söz konusu ağrı bademcik düzeyinden doğar, kulağa ve boyna yayılır, yutma hareketleriyle açığa çıkar.

TEDAVİ

Nedeni belli olmayan üçüz sinir ağrısında, art arda 3 olasılık önerilebilir. Önce ağız yoluyla verilen özel bir ilaç (tegretol), hastaların yarısında belirgin bir iyileşme sağlar. İyileşme sağlanamamışsa, iğneyle girilerek, uyuşturma amacıyla sinir yoluna

alkol verilir. Bu tedavilerden etkilenmeyen ciddi biçimlerde, cerrahi girişimle üçüz sinirin kesilmesi önerilir. İkincil üçüz sinir ağrısının tedavisi, hastalığa yol açan nedenin tedavisine bağlıdır.



Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)