Adet sancısı nasıl geçer ne iyi gelir ?

03032008160800 613 531062icc%5B1%5D Sancısız adet dönemi içinAdet sancısı genellikle adet başlamadan 1 gün önce başlıyor, adetin ilk gününde şiddetleniyor. Peki ağrısız adet dönemi mümkin mü? Foto haberde! Amaç vücudun kendini yenilemesi
Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan rahim kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu rahim kasılmalarının amacı rahim iç tabakasının atılarak yenilenmesi esnasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Bulantı ve baş ağrısı Adet sancısı genellikle adet başlamadan 1 gün önce başlıyor, adetin ilk gününde oldukça şiddetlenerek en çok 2–3 gün boyunca devam ediyor. Adet sancısına bulantı, baş ağrısı, kabızlık veya ishal şikâyetleri de eşlik edebiliyor.

ADET SANCISI
Muz : İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır.Doğal bir ağrı kesici gibidir.

Tarçın: Koli basilinin üremesini önler.Limon çayına Balla birlikte eklenerek içildiğinde hem boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.

adet Adet sancısı için bitkisel formül: Ahmet Maranki
Rahmin kasılmasıyla meydana gelen adet sancılarına mide bulantısı, baş ve sırt ağrıları eşlik edebilir. Ağrılara, hormonlar ve hormon benzeri adet-sancisiiltihabik maddeler yol açar. Sağlıklı beslenme ve şifalı bitkiler, hormonların dengelenmesine yardımcı olur ve vücudun doğal ağrı kesici kimyasallar salgılamasını sağlar.
Yazımın devamında adet sancısı çeken bayanların nasıl beslenmesi gerektiğini ve Ahmet Maranki’ nin adet sancısına iyi gelen bitkisel formülünü sizinle paylaşacağım.İlk olarak adet sancısı çeken bayanlara besin takviyesi
Adet sancılarına karşı besin takviyesi
Omega-3 yağ asitleri, ağrı kesici kimyasalların salgılanmasını artırır.
Günlük beslenme düzeninize uskumru, somon ve sardalye gibi soğuk su balıklarının yanı sıra taze ceviz ve keten tohumu gibi besinleri de dahil edin. Her gün bir çorba kaşığı soğuk sıkılmış keten tohumu yağı veya bir çorba kaşığı taze öğütülmüş keten tohumu alın. Hidrojene nebati yağlar, doymuş yağlar ve doymamış çoklu yağlar ile kırmızı et, iltihaba neden olan hormonların üretimini destekler.İşte adet sancıları için bitkisel çay:
Hafif adet sancılarını kesmek için zencefil ve papatyadan yapılmış çay için. Zencefil sancıyı hafifletirken papatya da vücudu gevşetir.
**250ml su
**1 tatlı kaşığı taze kıyılmış zencefil kökü
**1 tatlı kaşığı kuru papatya
Zencefil kökünü su ile birlikte kapağı kapalı bir kapta beş dakika kaynatın. Ateşten aldıktan sonra papatyayı ilave edin. Kabın kapağını kapayıp 5 dakika demlenmeye bırakın. Süzdükten sonra dilerseniz balla tatlandırarak günde 3 fincan kadar için.


Yağ yakıcı zayıflama çayı malzemeleri nasıl yapılır ?

cay Yağ yakıcı zayıflama çayı malzemeleri nasıl yapılır ?

Yağ yakıcı Zayıflama Çayı için aşağıda listelenen malzemeleri karıştırarak hazırlayacağınız çay ile zayıflamanıza yardımcı olacaktr..

Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler nelerdir?

4 çay kaşığı Yeşil çay
4 çay kaşığı Mate yaprağı
2 çay kaşığı Isırgan yaprağı
2 çay kaşığı Kekik

Yağ yakıcı çay nasıl hazırlanır?

Malzemeleri 1 litre kaynar suyun içine koyarak 10 dakika demlenmesini bekletin (kaynatmayın).

Yağ yakıcı çaydan günde kaç bardak içmeliyim?

Günde 3-4 bardak tüketilebilir.

Yağ yakıcı çay hazırlanırken içine mısır püskülü,kiraz sapı ve rezene ilave edilirse çaya ödem sökücü özellik katılmış olur.

Önemli Not: Yağ yakıcı çaya şeker ve bal kesinlikle ilave edilmemelidir.


Bir haftada 3 kilo ver!

1 haftada yani 7 günde 3 kilo vermek istermisiniz ? Evet dediğinizi duyar gibi oluyoruz. O zaman iyi dinleyin ve not alın.

Sabah

Bir dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız peynir, yanında bir tane domates ya da greyfurt ve bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.

Öğle

Bir porsiyon yağsız tavada kızartılmış sebze ızgara.

Akşam

Bir adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış doma­tesli, biberli, peynirli tost.

Ara öğünler
(65 kaloriden az)

kayısı
elma
portakal ya da greyfurt
şeftali.

hepsi bir tane.

Not: Bu kalori değerlerinde başka menülerde hazırlayabilirsiniz kendinize.


Sinsi böbrek kanserine dikkat!

Böbrek kanseri, sinsi gelişen ve ilerlerken çok fazla belirti vermeyen bir hastalık……
Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri ve Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Sözen, her yıl yaklaşık 200 bin kişinin yeni böbrek kanseri (renal hücreli karsinum) tanısı aldığını, 100 bin hastanın da böbrek kanseri nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.Böbrek kanserlerinin sık görülen ve ölüm oranı yüksek ürolojik tümörlerden biri olduğunu ifade eden Sözen, yetişkinlerde görülen tümörlerin yaklaşık yüzde 3′ünden böbrek kanserlerinin sorumlu olduğunu belirtti. Sözen, böbrek kanserlerinin ”ürogenital kanserler içerisinde prostat ve mesane kanserlerinden sonra 3. sırada yer aldığına” dikkati çekti. Böbrek kanserlerinin sinsi gelişen ve ilerlerken çok fazla belirti vermeyen bir hastalık olduğunu vurgulayan Sözen, ”Böbrek kanserlerinin yaklaşık yüzde 50′den fazlası rastlantısal olarak saptanıyor” diye konuştu.Sözen, bu durumun, erken tanı ve tedavi olasılığını olumsuz etkilediğini belirterek, şunları kaydetti: ”Maalesef, olguların ortalama yüzde 20-30′u tanı konulduğunda metastatik bir yapıdadır. Organa sınırlı kalan durumlar da yapılan tedaviye rağmen yüzde 20-40 oranında metastaz gelişmektedir. Tanı almış böbrek kanserleri hastalarının yüzde 40′ı, mevcut hastalıklarından dolayı yaşamlarını yitirmektedir. Böbrekler, karnın arka duvarında yerleşik olmalarından dolayı genellikle erken evrede belirti vermemektedir. Yan tarafta ağrı, kanlı idrar yapma ve ele kitle gelmesi gibi şikayetler görülebilir. Genellikle ileri evrede kilo kaybı, ateş, gece terlemeleri görülmektedir.”Hastalığın tedavisinde erken tanının çok önemli olduğunu belirten Sözen, bu gibi belirtilerle karşılaşan kişilerin mutlaka en kısa süre içinde uzman hekime başvurması gerektiği uyarısında bulundu. Sözen, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografinin kullanımının artmasıyla birlikte rastlantısal saptanan tümör oranının arttığını belirterek, ”Yüksek teknolojinin kullanımı ile daha küçük boyutlu ve daha erken evrede saptanan tümörlerin sayısında da belirgin artış görülmektedir” dedi. ”AİLE ÖYKÜSÜ, RİSKİ 4 KAT ARTTIRIYOR” Böbrek kanserinde genetik faktörlerin önemli bir etken olduğunu anlatan Sözen, ”Ailesinde böbrek kanseri hikayesi bulunanlarda böbrek kanseri gelişme riski 4 kat daha fazladır” uyarısında bulundu. Sözen, bu kişilerin, diğer sağlıklı bireylerden çok daha fazla duyarlı olması ve çevresel risk faktörlerinden uzak durmalarını da önerdi. Sözen, sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam, et ve süt ürünlerinin fazla tüketilmesinin de böbrek kanseri riskini artırdığına dikkati çekti. Böbrek kanseri tedavisinde ise en etkili yöntemin ”cerrahi” uygulama olduğunu, bunun açık ya da laparoskopi şeklinde yapıldığını belirten Sözen, laparoskopinin, hastalığın organla sınırlı kalması halinde standart bir tedavi haline geldiğini anlattı.Küçük böbrek tümörlerinin tedavisinde, organ koruyucu yöntem olan ve sadece tümörlü alanın çıkarılmasını sağlayan ”parsiyel nefrektomi” tekniğinin açık ya da laparoskopik olarak başarıyla uygulandığını ifade eden Sözen, şunları kaydetti: ”Son yıllardaki teknolojik gelişmeler, küçük böbrek tümörlerinin tedavisini ayaktan veya hastanede 1 gece kalınacak şekilde başarıyla uygulanabilmesini sağlamıştır. Tümörün dondurularak yok edilmesini sağlayan ‘Kriyoablasyon’ veya tümörün ısıtılarak yok olmasına olanak veren ‘Radyofrekans ablasyon’ gibi yöntemler, küçük ya da organa sınırlı tümörlerin tedavisinde önemli bir çığır açmıştır. Böbrek kanserlerinin moleküler biyolojisinin ve genetik özelliklerinin daha iyi anlaşılması ile tümörün biyolojik davranışı önceden tahmin edilmektedir. Buna göre, spesifik olarak belli mekanizma ve yolları hedef alan çeşitli ajanlar geliştirerek metastatik böbrek kanseri tedavisinde daha iyi anti tümör etkinliğe sahip hedefe yönelik tedaviler kullanılmaya başlanmıştır.” (AA)